EFES

Eski efsanelere göre; Efes (Ephesus), Amazon adı ile bilinen kadın savaşçılar tarafından kurulmuştur. İsminin, Ana Tanrıça kenti anlamına gelen Arzawa krallığının başkenti;, Apasas’dan geldiği tahmin edilmektedir.  Karyalılar ve Lelegler muhtemelen kentin ilk sakinleri arasındaydı.
Efsaneye göre, kent, kâhinlerin tavsiyesi üzerine bir balık ve yaban domuzunun rehberliğiyle gittikleri Kayster Nehri’nin denize döküldüğü yerin kıyısında, Atina kralı Kodros’un oğlu Androklos tarafından kurulmuştur.

Dünya Mirası

Türkiye’nin batı Ege kıyısında uzanan Efes antik kenti, Neolitik Dönem Çukuriçi Höyük’ten, Orta Çağ yerleşmesi Ayasuluk’a kadar iskan edilmiştir. Uzun geçmişi boyunca ihtiyaçlar ve alışkanlıklar doğrultusunda birkaç kez yer değiştirmiştir. Bu nedenle yaklaşık 1600 hektarı kaplayan bu geniş yerleşim alanı, bugün Prehistorik, Arkaik, Hellenistik, Roma ve Bizans, Selçuk, Aydınoğulları, Osmanlı ve çağdaş dönemler gibi insanlık tarihinin tüm önemli aşamalarının kalıntılarını sergilemektedir.

Kent, bütün tarihi dönemlerde Ege Denizi ve Orta Anadolu arasındaki iletişimde ve ticarette önemli bir rol oynamıştır. Zaman içinde Efes, etrafını saran zengin doğal kaynaklar ve tarımsal üretim için bereketli topraklarıyla etrafını saran bölgenin merkezi haline gelmiştir. Tarihi süreç boyunca Efes bölgesinin aşamalı olarak alüvyonla dolması nedeniyle, üst üste binen büyük tabakalar yoktur ancak aksine farklı yerlerde çeşitli yerleşmeler görülmektedir.




Liman caddesi

Efes’in benzersiz özelliklerine diğer bir örnek liman çevresidir. Üç kapı, kentten altıgen biçimli dalgakıranla ve birbirine bitişik iskele, gemi barınakları ve ambarlar ile temsili sütunlu caddeyle çevrelenmiş liman havzasına açılır. Daha MS 2. yüzyılda havza geniş bir kanalla denize bağlanmış ve bu tünel 3. yüzyılda daraltılmıştır. Kanalın her iki yanı da MS 3. yüzyıldan 5. yüzyıla kadar değişen tarihlere sahip mezar yapılarıyla kuşatılmıştır.

   

      Efes, Amfi-Tiyatro

Roma ve Geç Antik dönem Efes kenti, çağdaş dönemlerde üzerine yapı inşa edilmeyen antik dünyanın tek mega kentidir. Bu yüzden Efes arkeolojik yerleşmesi, antik dönemdeki kent yaşamı olgusunu çalışmak için benzersiz bir olanak sunar. Bu olağanüstü ve münferit kanıtların korunması sağlam bir dünya mirası için önemli katkılar sağlar.

Dahası Efes, din tarihi için de muazzam bir örnek teşkil eder. Efes Artemis kültü, Antik dünyanın en etkili ve en önemli kültlerinden biridir. Tanrıçanın kendisine tüm Akdeniz bölgesi ve ötesi boyunca (kuzey hudutlarında) tapınılmış, hacı kitleleri Efes kentini ve sevgili tanrıçalarının mabedini ziyaret etmişlerdir. Hıristiyan geleneğindeki yüksek mevkili kişilerin Efes’te kalması nedeniyle (efsane ya da gerçek), kent Geç Antik Dönem ve Orta Çağ boyunca günümüze kadar süren bölgeler üstü büyük bir hac yerleşmesi haline gelmiştir. Son olarak, benzersiz mimari konsepti ve güçlü Bizans gelenekleriyle İsa Bey Camii’nin inşa edilmesi ve Efes’te Müslüman ve Hıristiyan hacıların birleşme yerleri olması yerleşmenin diğer belirgin özellikleridir.

      Androklos ve domuz avı